Googlede Ara

YAVUZ SULTAN SELİM KİMDİR - YAVUZ SULTAN SELİM ALEVİ KATLİAMI YAPMIŞMIDIR - YAVUZ SULTAN SELİM'İN HAYATI

biyografi,yavuz sultan selim kimdir,yavuz sultan selim hayatı,yavuz sultan selim alevi katliamı yapmışmıdır,yavuz sultan selim alevi katliamı,yavuz sultan selim kaç yıl tahta kaldı,yavuz sultan selim neden alevi katliamı yapmıştır,yavuz sultan selimin alevi katliamı sebebi,yavuz sultan selim kaç yıl padişah olmuştur,yavuz sultan selim kaç yaşında öldü,yavuz sultan selim kaç yaşında tahta çıkmıştır,yavuz sultan selim kaçıncı padişahtır,yavuz sultan selimin hayatını öğren,aleviler yavuz sultan selimi neden sevmiyorlar,yavuz sultan selimin padişahlık dönemi,hangi yıllarda padişah oldu


İstanbul'da ki 3. Köprüye isminin verilmesiyle tartışma konusu haline gelen ve hala tartışması devam eden Yavuz Sultan Selim isminin verilip verilmemesi konusunda tartışmanın başlama sebebi Yavuz Sultan Selim Padişahlık yaptığı dönemde Alevi katliamı yaptığı iddiası ile 3. köprüye adının verilmemesini isteyen Aleviler bu konuda tepkilerini ve itirazlarını hala devam ettiriyorlar. Hükümetin bu köprü için Yavuz Sultan Selim ismini seçmesinin anlamı nedir bilinmez bir açıklamada yapılmadı, gündem de olan konu hala çözüme ulaşılamadı.
Alevi vatandaşlarımız tepkisi oldukça haklı bir durum olsa da Hükümet bu konuda geri adım atmayacağa benziyor Aleviler ise ısrarlarını sürdürüyor bu konu için çözüm üretme yoluna giden Hükümet köprünün isminin değişmeyeceğini ve başka bir projelerde de Pir Sultan Abdal ve Hacı Bektaş-i Veli isimlerini kullanacaklarını belirttiler.
Bakalım bu sürecin sonu ne olur ne karar verilir göreceğiz.

Peki Yavuz Sultan Selim Kimdir, Tam hayatını biliyor muyuz?. Geçmişte Alevi Katliamı yaptı mı ?
Yapmışsa da neden yapmıştır.
Bu yazımızda sizlere bunlar ile ilgili bilgiler vermeye çalışacağız...

Yavuz Sultan Selim Kimdir.
Yavuz Sultan Selim'in Hayatı Padişahlık Dönemi ve Alevi Katliamı ile İlgili Bilgileri;

I. Selim, yani Yavuz Sultan Selim, 10 Ekim 1470 doğumlu olup-21 Eylül 1520 tarihinde ölen Hâdim'ul-Harameyn'iş-Şerifeyn (Mekke ve Medine'nin Hizmetkârı) 9. Osmanlı padişahı, 74. İslam halifesi ve ilk Osmanlı halifesidir.
Babası II. Bayezid, annesi Gülbahar Hatun, eşi Ayşe Hafsa Sultan'dır. Tahtı devraldığında 2.375.000 km2 olan Osmanlı topraklarını sekiz yıl gibi kısa bir sürede 2,5 kat büyütmüş ve ölümünde imparatorluk topraklarının 1.702.000 km2'si Avrupa'da, 1.905.000 km2'si Asya'da, 2.905.000 km2'si Afrika'da olmak üzere toplam 6.557.000 km2'ye çıkarmıştır. Padişahlığı döneminde Anadolu'da birlik sağlanmış; halifelik Abbasilerden Osmanlı Hanedanına geçmiştir. Ayrıca devrin en önemli iki ticaret yolu olan İpek ve Baharat Yolu'nu ele geçiren Osmanlı, bu sayede doğu ticaret yollarını tamamen kontrolü altına almıştır. Selim, tahta babası II. Bayezid'e karşı darbe yaparak çıkmıştır. Şehzade Selim, tahta çıkmadan önce vali olarak Trabzon'da görev yapmıştır. Yavuz Sultan Selim'e kızını vermiş olan Kırım Hanı Mengli Giray, ona askeri destek sağlayarak tahta geçmesine yardım etmiştir. 1512'de tahta çıkan Sultan Selim, Eylül 1520'de şarbon hastalığına bağlı olarak Aslan Pençesi (Şirpençe) denilen bir çıban yüzünden henüz 49 yaşında iken vefat etmiştir.

ALEVİ KATLİAMI İDDİASI

Bir iddiaya göre Yavuz Sultan Selim'in talimatıyla Anadolu'da büyük bir Kızılbaş katliamı yapılmıştır.Bazı kaynaklar bu katliamda öldürülen insanların sayısının 40.000 olduğunu ifade eder Alevilerin öldürüldüğü görüşünü destekleyenler Yavuz Sultan Selim döneminin şeyhülislamı olan Müftü El Hamza'nın 1512 tarihli Kızılbaşlarla ilgili bir fetvasını yapılan katliamların izni olduğuna inanmaktadır. Bu fetvada, kızılbaşlar kâfir ve dinsiz olarak tanımlanmış, onları öldürmenin vacip olduğu söylenmiştir.
Bazı akademisyenler ise bu iddianın gerçeklikten uzak olduğuna inanır. Tarihçi Mustafa Akdağ, "Yavuz Sultan Selim'in o zaman, Kızılbaş mezhepli 40.000 kişi öldürttüğü hakkında tarihlere geçmiş bir rivayet vardır… Ancak, biz bunu pek şişirilmiş bir sayı bulmaktayız. Çünkü, bu Padişah devrine ait pek çok mahkeme defterleri hâlâ elimizdedir. Bunlar üzerinde yaptığımız araştırmalarda, bu çapta kitle idamlarına rastlayamadık. Eğer öyle kanlı bir olay geçseydi, bu defterlerde yer alması zorunlu idi." diyerek bu iddiaların gerçekçi olmadığını ifade etmektedir Sayıyı abartılı bulan bir diğer akademisyen tarihçi Robert Mantran şöyle ifade eder,
"Göründüğü kadarıyla, bu "büyücü avı", özellikle olaylara bulaşan tımar sahiplerini yerlerinden atmak ve bilinen elebaşıları öldürmekten ibaret kaldı. 1513 ya da 1514'te olan 40.000 alevinin öldürülmesi efsanesini destekleyen hiçbir kanıt yok elimizde; sayılar karşısında doğulu baş dönmesiyle alabildiğine damgalı görünüyor bu." Konu hakkında akademisyen tarihçi Feridun Emecen ise şunu ifade etmektedir “40 bin rakamının abartılı olduğu veya bir hacmi belirtmek üzere yuvarlak bir sayıyı işaret ettiği söylenebilir. Bu gibi rakamları gerçek addedip ona göre yorumlarda bulunmak doğru bir yaklaşım olmaz.” Emecen’e göre bu rakamlar doğru bile olsa o devrin imkânlarıyla bir yıl gibi kısa bir sürede ve geniş bir alanda 40 bin küsur kişinin sayımının yapılıp merkeze gönderilmesi, yargılanmaları, ardından da suçlu bulunanların defterlerinin tekrar ilgililere (hakimlere) yollanarak isimleri yazılı olanların katlinin gerçekleştirilmesi pek mümkün görünmemektedir.
Emecen mahkeme kayitlardan yola çıkarak şu sonucu çıkarmıştır:
“Şah İsmail’in mektuplarıyla yakalanan Safevi halifeleri, bunlar Anadolu’nun çeşitli yerlerinde temas kurdukları tarikat şeyhlerinin bazıları ve âsi elebaşıları şiddet uygulanarak katledilmiştir, fakat bunun sistemli bir “Kızılbaş temizliğine” dönüştüğünü söylemek büyük bir yanılgıdır.” Akademisyen tarihçi Erhan Afyoncu göre ise, Yavuz Sultan Selim'in 1514 İran Seferi boyunca infazlar gerçekleştirdiği doğrudur; Ancak bu infazlarda II. Bayezid döneminde etkileri yeteri kadar anlaşılamayan ve çoğalan Safevi Propagandacıları ve ajanları öldürülmüştür. Bu dönemde göçebe Türkmen nüfusu karizmatik ve ilahi güçlere sahip olduğuna inanılan Şah İsmail'in vaadleriyle cezbedilmekteydi. Anadolu'da tersine bir göç hareketi başlıyor ve İç - Doğu Anadolu bölgesi sınır ötesine, İran'a kayıyordu. Bu kabul edilemezdi. Göçebe Türkmenleri yerleşik hayata geçmeye zorlayan Osmanlı devlet politikasına karşılık Şah İsmail, göçebelerin başına buyruk yaşaması gerektiğini ve vergi alınamayacağını iddia ediyordu.
İslamiyeti yaşam tarzları nedeniyle yeteri kadar yaşayamayan ve yerleşik hayatı kendilerince tehdit olarak algılayan göçebe Türkmen nüfusu şiiliğin esnek yapısını kendilerine daha uygun buluyor, propaganda böyle yapılıyordu. Ayrıca Safevilerin şiiliğe direnen Sunnileri öldürdüğü iddiaları da İstanbul'u rahatsız ediyordu. Anadolu'daki Sunni birlik artan Şii sempatizanlarıyla büyük bir risk altındaydı. Yavuz Sultan Selim'in hedefi bu propagandayı yapanlardı ve mesele bir devlet güvenlik meselesiydi. Afyoncu'ya göre ölümler hiç bir zaman bu abartılı sayılara ulaşamazdı ve ulaşmamıştır da. 40 bin kişinin ölümü binlerce köyün ortadan kaldırılması demektir ki bu, Anadolu'nun sosyo-ekonomik ve demografik yapısının altüst olması anlamına gelir ve gizlenemezdi. Bu katliamı da sadece bir ordu yapabilirdi.
Yavuz Sultan Selim'in İran Seferi kayıtlarında ordunun ilerleyişi tüm ayrıntılarıyla görülmektedir. Ayrıca Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkışı ve Çaldıran Savaşı arasında geçen süre de böyle bir katlim için yetersiz bir süredir. Kaynakların hiç birisinde böyle ağır bir tahribata rastlanmamaktadır. Sayılar mantıksız ve gerçek dışıdır. Tarihçi, yazar Mustafa Armağan ise "40 bin nüfus demek, o tarihler Anadolu’sunda yaklaşık 4 büyük şehrin nüfusu demekti. Aynı tarihte Trabzon’un nüfusu 10 bindir. Çaldıran’da Osmanlı ordusunun toplamı ise 50-60 bin civarında." demektedir Ayrıca, tek kanıt olan Tokat, Amasya, Çorum'da tutulan 1513 yılı tahkikat defterlerinde sadece ve sadece 70 tutuklunun isminin geçdiğini ifade etmektedir.

Kategori: , , , , ,

0 yorum