loading...

DOMUZ GRİBİ HAKKINDA


Domuz gribi, Orthomyxoviridae cinsinden olan bir virüs tarafından üretilir. Domuzlarda olan bir virüse çok benzediği için bu isim verilmiştir. Tüm dünyada görülme riski vardır. Kelimenin ingilizcesi swine influenza virus kelimenin baş harflerinden oluşur. Kısaca SIV olarak isimlenir. Bu virüsün aşısı bulunur. Kümes hayvanları ve domuzla iç içe olan insanlar, kendini korumadan bu hayvanlarla temasa geçenlerde enfeksiyon bulaşma ihtimali daha yüksektir. Hastalık taşıyan bir hayvanın etini düzgün bir şekilde pişirince hastalık bulaşma ihtimali yoktur. Hastalığın bulaşma şekilleri arasında domuzlarla yakın temas yer alır. 5 yaş altındaki çocuklarda hastalığın bulaşma riski daha yüksektir. Her yaş için kronik rahatsızlığı olanlar, 19 yaş altı asprin kullananlar, KOAH, astım, kalp rahatsızlığı olanlar,hamileler de risk altında olan gruptur. Hava yoluyla ve temas yöntemiyle bulaşır. Hayvanlardaki virüs insanlara geçip şekil değiştirir. 

Domuz gribinin belirtileri grip ve grip türü hastalıklarınınkilerle aynıdır. Bazı belirtiler ise şöyle sıralanabilir. Ateş, öksürük, boğaz ağrısı, vücut ağrısı, baş ağrısı, üşüme hissi ve yorgunluk, kusma ve ishaldir. Tabi ki bu belirtilere bakıp hemen domuz gribi teşhisi koymak yanlıştır; çünkü grip belirtileriyle aynıdır. Bu durumda kümes hayvanlarıyla temasa geçenleri ya da domuz gribi virüsü taşıyan hastalarla yakınlaşıp yakınlaşmadıklarına göre değerlendirilir. Ondan sonraki aşamada ise tanı yapılması için test uygulanır. Bu testin adı PCR uygulamasıdır. Bu konuda uzmanlaşmış laboratuvarlarda uygulanır bu testler ve kesin, gerçekçi sonuçlar alınır. Daha sonra hastalığa neden olan H1N1 virüsüne rastlanırsa kişiye hastalığın tanısı konur.



Domuz gribi belirtilerine rastlanan kişilere hemen tedavi uygulanmaya başlanır. Dünya Sağlık Örgütü’nün onayladığı bir aşısı vardır. Bu aşının yan etkileri bulunmamaktadır. Mevsimsel grip aşılarına benzemektedir. Hastalığa yakalanan kişilerin % 4’ü hastaneye yatmakta, bunların da 14’ü yoğun bakıma girmekte, yoğun bakımdaki hastaların da 1/3’ü ölmektedir. Hastalık ilk kez dünyada Amerika’da ve Meksika’da görülmüştür Daha sonra tüm dünyaya yayılmıştır. Dokunma yoluyla da bulaşabildiği saptanmıştır. Hastalık, belirtilerinin ortaya çıkmasından itibaren 7 gün sonrasına kadar bulaşıcıdır. Hastalığı taşıyan kişilerin dokundukları eşyalarla yoluyla da bulaşır. Bu virüs masa, sandalye vs. yerlerde 2-8 saat arası kalır. Böyle durumlarda hastalığa yakalanmamak için temizliğe ve hijyene dikkat edilmesi gerekmektedir. Grip virüsünün cansız yüzeylerde yayılmasını engellemek için günlük olarak çamaşır suyuyla veya deterjanla temizlenmesi gerekmektedir. Hastalara özel çarşaf, nevresim, havlu vs. verilmelidir ve eşyaları kişisel tutulmalıdır. Hastaların kullandıkları eşyalara çıplak elle temas etmemek de kesinlikle dikkat edilmesi gereken diğer hususlardandır. Hastalara ait tabak, kaşık, çatal benzeri şeyler de makinede değil elde teker teker yıkanmalıdır. Bu şekilde hastalığın yayılma olasılığı azaltılmış olur. 

Domuz gribi, Türkiye’de 2009 yılında patlak vermiştir. O tarihlerde çoğu kişi bu sebeplerden ötürü rahatsızlanarak hastaneye gitmiş ve tedavisine başlanmıştır. Türkiye’de görülen hastalarda da domuz gribi belirtileri yine aynı şekilde kusma, uyuyamama, beslenememe, nefes almada zorluk çekme, huzursuzluk, vücutta solgunluk ve morartı, ağır ateş şeklinde kendini göstermiştir. Kendi kendimize korunma yöntemleri arasında antibakteriyel el sabunları kullanımı, eşyaları kişisel kullanma sayılabilir. Bu şekilde çoğu kişi kendini hastalıktan korumuştur ve tedbirini almıştır.


Domuz Gribi


Domuz gribi, A(H1N1) olarak ta bilinen bu hastalık eskiden beri günümüze kadar gelen önemli bir bulaşıcı hastalıktır. İnsanlar da hastalığa yol açan viral hastalıklar arasındadır. Bu virüse domuz gribi denmesinin asıl nedeni omuzlar arasında görülen grip virüslerine çok benzediğinin gösterilmiş olmasıdır. Domuz ve kuş griplerinin karışını bu yeni virüsü ortaya çıkarmıştır. Mevsimsel griple başlamakta ve insandan insana bulaşmaktadır. Buluşma yolları ise öksürük ve hapşırma yollarıdır. En çok bu yol ile insandan insana bulaşmaktadır. . Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir.  İçme sularında bulaşma görülmemiştir.  Eskiden beri zamanla mevsimsel gripler ile birlikte ortaya çıkan bu grip bir çok kişinin ölümüne neden olmuştur. Domuz gribinin belirtileri arasında bir çok faktör yer almaktadır. Domuz gribinin belirtileri insanda görülen tipik grip belirtileridir.  Ateş, öksürük , Boğaz ağrısı , yaygın vücut ağrısı , Baş ağrısı üşümek ve  yorgunluk  belli başlı domuz gribi belirtileri arasındadır. Bu belirtilerin hepsini kuvvetli bir şekilde geçirmek lazımdır.

Kişiler, belirtilerin başlamasından bir gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar. Ayrıcı kusma ve şiddetli ishal de belirtileri arasında çok görülmese de ağır vakalarda yer almaktadır. Öksürük ve hapşırma yoluyla, hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa gibi yüzeylere bulaşabilir.Kişi  virüsün bulaştığı yere dokunduktan sonra elleri ile yüzüne ağzına  gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Bu tür temas yerlerine dokunulmamalı eğer dokunulduysa  eller  hemen yıkanılmalıdır. Domuz gribi virüsü cansız yüzeylerde kapı kolu , masa  bardak vb yüzeylerde virüs 2-8 saat canlı kalmaktadır. Bu yüzeylerin sık sık temizlenmesi  , ellerin sık sık yıkanması da bulaşma riskini en aza indirecektir. Hastalara ait çarşaf, çamaşır, havlu ve tabakların ayrı olarak yıkanmasına gerek yoktur. Ancak, bu eşyalar yıkanmadan başkası tarafından kullanılmamalıdır. Hastaya ait kap kacak ya bulaşık makinesinde ya da elde deterjan kullanılarak yıkanmalıdır.

Belirli yaşa erişmiş erişkinler de tedavi daha risk içermektedir. Zor nefes almak ,Bilinç bulanıklığı , sık ve uzun süreli kusmalar belirtileri arasında yer almaktadır. Bu belirtiler görülmeye başlandığında kesinlikle en yakın bir acile gidilmesi gerekmektedir. Erken müdahale önemlidir. Çocuklar da ise çok yüksek ateş görüldüğü zaman acil müdahale gerekmektedir. Domuz gribinin tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır. Domuz gribinden korunmanın başlıca noktaları  öksürürken veya hapşırırken kesinlikle ağzımızı elimizle kapamalıyız ve elimizi temiz tutup sık sık yıkamalıyız. Domuz gribine yakalanırsanız, belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat ediniz.Bulunduğunuz yattığınız alanı sık sık havalandırmalısınız.Kirli elleriniz ile ağzınıza , yüzünüze ve gözlerinize dokunmayınız. Hatalığınızın bulaşmaması için çevrenizdeki insanlardan mümkün olduğunca uzak durmanız gerekmektedir. Tüm bu hususlara dikkat edilirse domuz gribi gibi riskli hastalığı kolay bir şekilde atlatmak tedavi etmek mümkündür.             

DOMUZ GRİBİ NEDİR?


Normalde domuzlar üzerinde görülen A tipi grip virüsünün yol açmış olduğu solunum hastalığı olan domuz gribi her geçen gün hızla yayılmaktadır. Domuzdan insana ve insandan insana bulaşan bir hastalıktır ve virüse karşı insan vücudunda doğal bir bağışıklık sistemi bulunmamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü de bu yüzden hastalığın kontrolden çıkmak üzere olan geniş çaplı bir sagın olabileceği uyarısında bulunmaktadır. Virüs solunum yolu ile bulaşmaktadır ve domuz eti yenmesi halinde bulaşan bir virüs değildir. İnsanlarda görülen grip virüsü gibi domuz gribi virüsü de sürekli değişim göstermektedir. İnsanlarda mevsimsel gribe benzer şikayetlere yol açan viral bir hastalık olan domuz gribinin kaynağı A (H1N1) tipi bir virüstür. İsminin domuz gribi olmasının sebebi ise domuzlar arasında görülmekte olan grip virüsüne benzemesinden kaynaklanmaktadır. Hava yolu ile bulaşmakta olan domuz gribinde hastalanan kişi öksürmesi ve hapşırması durumunda havaya virüsleri bırakır ve bu yolla da virüs diğer kişilere bulaşır. Domuz gribi belirtileri mevsimsel grip belirtilerine göre farklı olmamaktadır. Domuz gribinin kuluçka süresi genellikle 1 ve 7 gün arasında değişiklik göstermektedir. Erişkin bireylerde 7, çocuklarda ise 12 gün süre ile virüs bulaştırılabilir. 

Burun akıntısı, ateş, öksürük gibi solunum yolları rahatsızlıkları ile vücut ağrısı, baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, en sık görülen domuz gribi belirtileri içerisinde bulunmaktadır. Daha az olarak ishal ve kusma da görülebilmektedir. Kronik rahatsızlığa sahip olan kişilerin normal gripte de olduğu gibi domuz gribinde de risk grubu içerisine girmekte ve hastalığı daha ağır atlatmaktadır. Çocuklarda ve yetişkinler üzerinde hastalığın belirtileri içerisinde pek bir fark gözlenmenmektedir ancak küçük çocuklar üzerinde dikkat edilmesi gereken unsurlar içerisinde ishalsizlik, uyku hali ve huzursuzluktur. Sık ve uzun süreli kusma, bilinç bulanıklığı, zor nefes almak ve nefes darlığı görülen durumlarda acil müdahale edilmesi gerekmektedir. Bu durumlar özellikle yetişkinler üzerinde görülmektedir. Hızlı veya zor nefes alma, uyarılara cevap vermede azalma, huzursuzluk, uykuya meyilli olma, ateş ile beraber döküntü gözlenmesi ve vücut üzerinde görülen solgunluk ve morarma gibi durumlarda çocuklarda acil müdahele gerektiren belirtiler içerisinde yer almaktadır. Mevsimsel grip ile domuz gribi arasında aslında oldukça fazla bir fark bulunmamaktadır. Her ikisi de benzer virüsler ile gelişim göstermektedir. Soğuk alıgınlığı bulunan kişilerde eğer hastalık hastaneye yatacak kadar ağır geçiyor ise bu kişiler risk grubu içerisinde yer almaktadır ve bu kişilerin domuz gribi testi yaptırmaları önerilmektedir. 
Domuz gribi içerisinde risk grubunda bulunanlar genellikle hamileler, 65 yaş üstü yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar, 2 yaş altındaki bebekler, karaciğer yetmezliği ve böbrek yetmezliği olan kişiler ile bağışıklık sistemi güçlü olmayan kişilerdir. Hastalıktan korunmak için ise ellerinizi bol bol su ve sabun ile yıkamanız önerilmektedir. Özellikle hapşırma ve öksürme durumlarında mutlaka ellerin yıkanması ve yıkama olanağının bulunmadığı ortamlarda ise alkol bazlı el dezenfektanlarının kullanılması önerilmektedir. Domuz gribi belirtileri bulunan kişilerin, sağlık personellerinin ve enfeksiyonu ağır geçirme durumuna sahip olan risk gruplarının domuz gribi aşısı yaptırması gerekmektedir. Doktor kontrolleri sonrasında ise kulanıabilecek ilaçlar da bulunmaktadır.          

DÜNYACA BİLİNEN HASTALIK

Dünya genelinde görülen önemli sağlık sorunlarından bir tanesi de domuz gribidir. Domuz gribine yol açan virüs kolay yollarla bulaşabilmektedir  ve bu hastalıktan korunmak için ve bulaşma riskini ortadan kaldırmak için bazı önlemlerin alınması gerekmektedir. İnsanlarda mevsimsel gribe benzeyen şikayetler ile ortaya çıkan viral bir hastalık olan domuz gribinin kaynağı A (H1N1) tipi bir virüstür. Ortaya çıkan bu yeni virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin karışımı şeklindedir. Bu gribe domuz gribi denmesinin sebebi ise, domuzlar arasında görülen grip virüsüne benzemesinden kaynaklanmaktadır. Domuz gribi de mevsimsel grip gibi hava yolu ile bulaşmaktadır ve hastalanan kişi öksürüp hapşırdığı zaman havaya virüslü tükürük zerrecikleri bırakmaktadır. Hasta olmayan kişilerin ise bu zerrecikler ile temas etmesi halinde virüs onlara da bulaşmaktadır. Grip virüsünün bulaşma oranının yüksek olduğu masa, sandalye gibi yüzeyler ile temas edildikten sonra ellerini ağzına burnuna ve gözüne götüren kişi gribi kendi vücuduna bulaştırmış olur. Hastalığın kuluçka süresi ise 1 ve 7 gün arasında değişiklik göstermektedir. Bu hastalıkta en çok merak edilen hususlar ise domuz gribi belirtileri ve tedavi yöntemlerinin ne olduğudur. 

Domuz gribinin belirtileri ve tedavi yöntemlerinin diğer griplere nazaran pek bir farkı bulunmamaktadır. Mevsimsel grip belirtilerinden farklı bir belirtisi yoktur. Burun akıntısı, öksürük, ateş gibi solunum yolları bulgularının yanı sıra vücut ağrısı, boğaz ağrısı, halsizlik, baş ağrısı ve  yorgunluk en sık görülen yakınmalar içerisinde bulunmaktadır. Kusma ve ishalde seyrek görülen durumlardandır. Kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin mevsimsel gripte de görüldüğü gibi domuz gribi içinde risk grubu oluşturmakta ve hastalık bu kişiler üzerinde daha ağır seyir etmektedir. Çocuklar ve yetişkinler arasında hastalığın belirtileri üzerinde herhangi bir fark görülmemektedir ancak küçük çocuklar üzerinde dikkat edilmesi gereken ek belirtiler bulunmaktadır. Bunlar; huzursuzluk, uyku hali ve iştahsızlıktır. Erişkinlerde ise zor nefes alma, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, sık ve uzun süreli kusma durumları acil müdahele gerektiren belirtiler olabilmektedir. Hızlı veya zor nefes alma, beslenememe, vücut üzerinde solgunluk ve morarma, uyarılara cevapta azalma, huzursuzluk, ateş ile beraber döküntü görülmesi ve uykuya meyil ise çocuklarda acil müdahele gerektiren blirtiler içerisinde yer almaktadır. Domuz gribi ve mevsimsel gribin aralarında belirgin bir fark bulunmamaktadır çünkü her ikisi de benzer virüsler ile gelişim göstermektedir. 
Domuz gribi belirtileri ve tedavi yöntemleri içerisinde kişisel korunma yöntemleri de bulunmaktadır. Eğer görüntüsü hasta olan ve ateşi ve öksürüğü bulunan kişiler ile yakın temas etmek durumunda kalırsanız 1 metre kadar yakınınızda bulunursa maske kullanmayı tercih edin ve temastan sonra ellerinizi sabunlu su ile yıkayın. Hapşırma ya da öksürme durumlarınızda ağzınızı kağıt mendil ile kapatın ve kağıt mendili daha sonra çöp kutusuna atın. Domuz gribi olgularında kullanılan ilaçlar mevcuttur ancak bunların sadece doktor kontrollerinde kullanılması gerekmektedir. doktor arafından önerilmediği sürece reçetesiz kullanmak kesinlikle çok tehlikelidir. Aşı ile korunma ise diğer bir yöntemdir. Mevsimsel grip aşısı domuz gribine karşı bir koruma sağlayamamaktadır. Domuz gribinde özel bir beslenmeye gerek duyulmaz ancak bol su tüketilmesi önerilir. 

DOMUZ GRİBİ HAKKINDA ÖNEMLİ VERİLER

    Domuz gribi, H1N1 virüsünün neden olduğu insanlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açan bulaşıcı bir hastalık türüdür. Domuzlarda görülen İnfluenza adlı virüse büyük bir benzerlik göstermesi nedeni ile Domuz gribi olarak bilinmektedir. Hastalık ilk olarak 2009 yılında Meksika ve Amerika ülkelerinde görülmeye başlandı. Daha sonra buralardan Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerine kadar hızla yayılmaya başlayan Domuz gribi, Dünya sağlık örgütünün verilerine göre pandemi seviyesinin 6 olduğu tüm dünyaya duyuruldu. Son 50 yılın en önemli bulaşıcı hastalığı olarak görülen Domuz gribi tıp alanında swine influenza virüs sözcüklerinin ilk harflerinden oluşan bir kısaltma ile SIV olarak adlandırılmıştır. Domuz gribi, özellikle kümes hayvanları ve domuzlar ile aynı ortamlarda bulunan bireyler arasında ortaya çıkma riski oldukça fazla olan bir hastalık türüdür. Şayet hayvanda insana geçebilecek herhangi bir virüs bulunuyorsa gerekli önlemler alınmadığı takdirde büyük hasarlar oluşacaktır. Ancak hastalığı bulunan bir hayvanın eti, gerekli önlemler alınarak düzgün bir biçimde pişirildiği takdirde bir sorun ortaya çıkmayacaktır.
        Hastalık domuzlar arasında oldukça yaygın görülmektedir. Bilhassa Amerika’da üretilen domuzların büyük bir çoğunluğu bu hastalığa yakalanmıştır. Domuzlar arasında burunların birbirine temas etmesi durumunda ya da mukus sebebi ile bulaşmaktadır. Domuz gribi hayvanlardan insana ya da insandan insana geçebilecek bir hastalık çeşidi olmasına binaen oldukça hızlı bir şekilde yayılmaktadır. Domuzlardan hastalığın geçmesinin temel sebebi domuzların yakınında bulunulmasıdır. İnsanlarda ise genel olarak hapşırma, öksürme ve solunum yolları ile bulaşmaktadır. Domuz gribinin belirtileri mevsimsel olarak görülen grip vakaları ile hemen hemen aynıdır. Yüksek ateş, burun akıntısı, öksürük, şiddetli baş ağrısı, üşüme ve yorgunluk gibi başlıca belirtileri bulunmaktadır.  Bazen ishal, kusma ve mide bulanması gibi sorunlara da neden olmaktadır. Domuz gribinden korunmanın en önemli yollarından biri, kişilerin bulundukları ortamı oldukça temiz tutmalarıdır. Zira bu virüs masa, kapı kolu, bardak gibi alanlara tutunarak yaklaşık olarak 6 ila 8 saat arasında canlı olarak kalmaktadır. Bu alanların oldukça hijyenik tutulması ve bireylerin bilhassa ellerini sık sık yıkamaları virüsün bulaşma riskini minimum düzeye indirecek temel etmenler arasındadır.

        Domuz gribine yakalanılması durumunda ölüm riski yüksek olmasına rağmen erken teşhis ve gerekli tedavi yöntemleri yapılması durumunda bireyin hastalığı atlatması ihtimali bir hayli artacaktır. Domuz gribinde ölüm oranı daha çok Bebekler, küçük çocuklar, Yaşlılar ve Hamileler arasında oldukça artmaktadır. Hastalığın tedavisi için ABD tarafından geliştirilmiş olan iki farklı aşı çeşidi bulunmaktadır. Aşıların birinde canlı virüs diğerinde ölü virüsler yer almaktadır. Yanı sıra her iki aşı çeşidinde de bulunan iki önemli ana madde bulunmaktadır. İlki antijen adı verilen vücut içinde bağışıklığı kuvvetlendiren kısım, ikincisi ise yalnızca Avrupa ülkelerinde olan adjuvan adı verilen aşının daha çok kuvvetli olmasını sağlayan maddedir. Türkiye’de yer alan aşıların büyük bir kısmı Avrupa ülkelerinden temin edilmesine binaen içinde adjuvan madde içermektedir. Adjuvan maddesinin kesin olarak bir zararın olup olmadığı henüz kesinleşmemiş durumdadır. Bu maddenin uzun yıllardır kullanılması ve başarılı olmasının yanı sıra herhangi bir yan etkisi de şu ana kadar saptanamamıştır. 

DOMUZ GRİBİ BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ


Domuz gribi, A(H1N1) virüsünden kaynaklanır ve insanlarda hastalığa yol açar. Dünya çapında genel bir sağlık sorunu olarak bilinir ve kolayca bulaşabilir. Domuz gribi;  insan, kuş ve domuz virüslerinin karışımıdır. Domuz gribi denmesinin sebebi ise domuzların grip hastalığına çok benzediğindendir. Son yıllarda domuz gribinden hayatını kaybeden birçok insan olduğu gibi bu yılda 30 kişi bu virüsten dolayı hayatını kaybetmiştir. Domuz gribi bulaşıcı bir hastalıktır ve kolay yollardan bu hastalık bulaşabilir. Öksürük, hapşırık, ve cansız yerlerde de virüs bulaşma riski yüksek olduğundan virüsün bulaştığı yerlere(kapı kolu, masalar, oyuncaklar vs.) dokunduktan sonra elleri ağız ve burna dokundurmalar hastalığın bulaşması için görülen sebeplerdir. 
Peki, domuz gribine yakalandığımızı nasıl anlarız, belirtileri nelerdir diyecek olursak.  İnsanlarda görülen grip belirtileriyle neredeyse aynıdır. Öksürük, ateş, boğaz ağrısı, hapşırık, yaygın vücut ağrısı, halsizlik, üşüme, yorgunluk çok nadir kusma ve ishal bu hastalık belirtilerindendir. Başka hastalıkları olan kişilerde aynı şekilde mevsimsel gripte olduğu gibi domuz gribinde de daha ağır hastalık süreci yaşarlar. Teşhis için burun ve boğazdan sürüntü örnekleriyle çalışılarak teşhis konulur. Test risk grubunda olanlara, soğuk algınlığı belirtisinde çok ağır hastaneye yatacak kadar olan kişilerde önerilir. Virüsün bulaşma süresi hastalık belirtilerinden sonra 1-7 güne kadar değişkenlik gösterir. 

Bu virüsün tedavisi var mıdır sorusuna evet, doktor kontrolünde ilaçlar kullanılmaktadır ve aşısı bulunmuş olup Dünya sağlık federasyonu tarafından onaylanmıştır diyebiliriz. Tedavi sürecinde kesinlikle solunum yolu ile bulaştığından dolayı yakınlarınıza da bulaşmaması açısından onlara çok yaklaşmamalı, öksürürken ve hapşırırken peçete tutulmalı, peçeteler mümkünse çöpe atılmalı, bulunduğunuz yer sık sık havalandırılmalı, eller gerektiğinde yıkanmalı, temiz ortam sağlanmalıdır. Soğuk algınlığı yaşayanlarda hastalığın kendilerine ve başkalarına bulaşmaması adına bu tür önlemleri almalılardır. Domuz gribinde acil müdahale gerektiren bazı durumlar olabilir. Bunlar yetişkinlerde Zor nefes almak veya nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, sık sık ve uzun süreli kusmak; çocuklarda ise Hızlı veya zor nefes alma, beslenememe, vücutta solgunluk ya da morarma, huzursuzluk, ateşle beraber döküntülerin görülmesi, uyarılara cevapta azalma durumlarıdır. Bu gibi durumlarda acil müdahale yapılması gerekebilir. 
Yukarıda da belirtildiği üzere kişide hastalık belirtileri görülüyorsa doktor görünümü ile kişiye domuz gribi teşhisi konulabilir bununla birlikte kişi tedavi sürecine girer. Tedavi sürecinde kişi her hareketi için sağlığını düşünüp o şekilde hareket etmelidir. Kesinlikle doktora görünmeden, kendi kendinize ve büyüklerin söylemleriyle kendinize domuz gribi teşhisi koymayın. Bu mevsimsel grip ve domuz gribi de olabilir fakat doktora görünüp tedavi için ilaç, aşı vs. gibi tedavi sürecinde kullanılacak malzemeleri doktor tavsiyesiyle kullanmanızda fayda vardır. Ve son olarak ev eşyalarının temizliğine de çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Eve giren çıkan için kendiniz için tüm önlemleri almak çok önemlidir. Günlük ev temizliği yeterli olmakla birlikte ince detaylı temizlik yapmak size kalmış. Hastanın kişisel eşyalarına dokunmamalı ve kullanmamaya dikkat etmelisiniz. Kişinin yatak, çarşaf, havlu gibi eşyalarını eğer kendisi kullanacaksa değiştirmeye gerek yoktur. Kişinin eşyalarına dokunduğunuzda ellerinizi sabunlu suyla yıkamanız tavsiye edilir. Belirtiler ve tedavi sürecinde temiz olun sağlıklı kalın.
Beyin sarsıntısı, kafatasına alınan darbe sonucu beyinde oluşan hasarlar olarak ifade edilmektedir. Genellikle spor müsabakalarında ve kazalar sonucu oluşur. Kafaya alınan darbe sonucu beyinde oluşan hasarında etkisiyle kişide bilinç kaybı, baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, baygınlık gibi belirtilerle kendini göstermektedir.

Beyin sarsıntısı genellikle dıştan gelecek bir darbe sonucu oluşan beyin hasarı olarak ifade edilse de psikolojik yaşanabilecek travmalar yani ruhsal çöküntülerde beyin sarsıntısına neden olmaktadır. Daha çok sporcularda ve çocuklarda sık görünen bir rahatsızlıktır.  Kafaya alınan darbe sonucu beyinde oluşan hasarlar hemen ortaya çıkabileceği gibi çok daha sonrada bu hasarlar kendini gösterebilmektedir. Beyin sarsıntıları sonucu oluşabilecek en önemli rahatsızlık geçici bilinç kaybıdır. Ancak tedavi ile zamanla hasta eski sağlığına kavuşabilmektedir. Beyin sarsıntısının önemsenmemesi ve gerekli tedaviye başlanmaması kalıcı hafıza kaybı, beyinde diğer kalıcı hasarlara neden olmakta ve sonucu ölüme kadar giden bir süreci beraberinde getirebilmektedir. Çocuklarda ise alınan darbeye bağlı olarak aşırı yorgunluk, çabuk sinirlenme, yemek yememe ve uyku düzeninde bozukluk, yürürken denge kaybının yaşanması kusma ve baş ağrısı gibi rahatsızlık olması durumunda derhal doktora başvurulmalıdır.


Beyin sarsıntısı darbe sonucu oluşan ve beyinde geçici ve tedavi edilmezse kalcı hasarlara neden olan bir rahatsızlık olduğundan bu rahatsızlıktan korunmak için kafamızı darbelerden korumamamız gerekmektedir. Özellikle boks, futbol ve hokey gibi kafaya darbe alınacak sporlarda kafayı mümkün olduğu kadar korumak ve kask kullanmak oluşabilecek kafa travmalarını en aza indirmektedir. Ayrıca bisiklet ve motosiklet kazalarında beyne alınan darbelerin beyin sarsıntıları ve hatta ölüme yol açtığı düşünüldüğü kask kullanımının beyin sarsıntılarını azalttığı belirtilmektedir.

Eğer kafaya şiddetli bir darbe alınmışsa ve kişide bayılma ve hafıza kaybı gibi ciddi belirtiler olmasa dahi baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, konuşma zorluğu gibi şikâyetlerin olması durumunda hiç vakit kaybetmeden bir doktora görünmekte fayda vardır. Alınacak önlemler ve erken tedavi ile beyin sarsıntısının beyine verebileceği hasar en aza indirgenmiş ve kalıcı hale gelmemiş olur. Yoksa gerekli önlemlerin alınmaması ve ihmal edilmesi beyinde çok daha kalıcı hasarlara neden olabilir.

zumba nedir, zumba nasıl yapılır, zumba ne kadar yapılmalı, zumba dansı nedir, zumba dansı nasıl yapılıyor, zumba dansı zayıflatıyor mu, zumba dansı ile zayıflamak doğru mu, zumba ile zayıflamak doğru mu, zumba dansının faydaları neler, zumba dansı ve zayıflama hareketleri, zumba dans figürleri neler,zumba figürleri neler,

Tüm dünyada bir çılgınlık haline gelen Zumba dansı tüm hızıyla yayılmaya devam ediyor. Yediden yetmişe her kesimden meraklısı olan bu dansın eğlenmekten başka önemli bir etkisi var. Zayıflamak adına herkesin yapabileceği ve fitness salonlarında özel ders olarak ve eğitmenler eşliğinde yapılan bir spor çeşididir.


Zumba Nedir ?
Zumba fitness, adındanda anlaşılacağı gibi latin dansın egzotik ritimleri ile vücudunuzu forma sokup spor yaparak zumba dansı keşfetme çılgınlığıdır.
Bu çılgınlık özellikle 1990’lı yıllarda Jennifer Lopez’in hocalığını yapan Beto Perez tarafından ortaya atılmış kısa bir sürede de tüm dünyaya yayılmış dansın trendi haline gelmiştir.

Zumba dansı nasıl yapılır ?
Keyifli müzikler eşliğinde ritimlere uygun kalça hareketleri ile zumba yapmak çok kolay.
Amerikan basını tarafından 1 numaralı egzersiz programı seçilen Zumba, en iyi ve eğlenceli yağ yakma programı olarak da gösteriliyor. Latin müziğinin kıvrak ritmi eşliğinde, Latin dans adımlarıyla, eller, kollar ve kalçalar kıvrılıyor, ayaklar ritmi takip ediyor. Bu yeni trend fitness dersleri sayesinde zumba hareketleri ile hem formunuzu koruyor hem de keyif alarak kilo veriyorsunuz.

Latin dans figürlerini dinamik egzersizle birleştiren zumba hareketleri ile sizde sağlıkla formda kalın. 7’den 70’e tüm dünyayı hızla saran Zumba, içinde bulundurduğu kolayca yapılabilir hareketleri ile vücudunuz şekillendirip güçlendirir. Zumba dans videolarına da bakarak hareketleri doğru bir şekilde yapabilir zumba kursunun faydalarını kısa sürede görebilirsiniz.


Zumba dansının faydaları; 
Zumba’nın birçok faydası var, kısa sürede 500 kalori yakmanıza ve bölgesel yağlanmaları yok etmenize, olanak tanırken aynı zamanda kendinizi daha rahat hareket edebilir hissetmenizi sağlar.
Zumba yaparak yüksek kalori harcarsınız. Bunun sonucunda insanda kilo kaybı ve kondüsyon artışı olur. Zumba’yı öğrenirken gözünüz korkmaz. Rahat bir öğrenim ortamı sağlar size Şekilli bir vücuda sahip olursunuz.
Farkında olmadan egzersiz yapmış ve tüm kas gruplarını çalıştırmış olursunuz. Stresten uzaklaşır ve koordinasyonunuzu geliştirmiş olursunuz. Kalbinizi ve ciğerlerinizi güçlendirirsiniz. Dans figürlerini öğrenip geliştirdikçe kendinize olan güveninizi de geliştirirsiniz.






Zumba Dansı Videoları



                                      







Zumba Dansı Hakkında YORUM Yapabilirsiniz.








zumba figürlerini nasıl öğrenebilirim, zumba ile zayıflama yöntemi etkili mi, zumba dersleri nerde oluyor, zumba derslerine nasıl katılırım, zumba dansı ne kadar yapılmalı, zumba dansı kaç saat yapılmalıdır, zumba dansı ve figürleri neler, nasıl zumba dansı yapılıyor, zumba dansı ile zayıflamak nasıl yapılıyor, zumba dansının faydaları nelerdir, zumbanın faydaları neler, zumba videoları izle, zumba dansı videoları, zumba dansının müzikleri, zumba müzikleri neler, zumba dansı müzikleri, zumba müzikleri indir, zumba müzik çeşitleri

bugunkü nöbetçi eczaneler, nöbetçi eczaneler listesi, hangi eczaneler nöbetçi, 7 eylül cumartesi nöbetçi eczaneler hangileri, bugunkihaber.blogspot.com, 7 eylül nöbetçi eczaneler, nöbetçi eczaneler 7 eylül cumartesi, nöbetçi eczaneler bugun, bugün nöbetçi eczane kim, kim nöbetçi eczane,


Hafta sonları ve hafta içi akşam saatlerinde ve gecesinde aniden rahatsızlanma ve yaralanma gibi bir çok olay başımıza gelebiliyor. Böyle durumlarda soluğu hemen hastanelerde alıyoruz. Her
ametist taşı nedir, ametist taşı nın özellikleri, ametist taşının faydaları, ametist taşı stresi azaltan taş, ametist taşının özellikleri neler, ametist taşının ne gibi özellikleri var, bugunkihaber.blogspot.com, ametist taşını nerden alabilirim, ametist taşı nerde satılıyor, ametist taşı kaç para, ametist taşı ve stres, stresi azaltan taş hangisidir,


Hepimiz gündelik yaşamımızda stresten uzak kalmanın yollarını aramak yada denemek için büyük uğraşlar veririz. Gerek işyerlerimizde, gerek evimizde hatta en çok da yollarda trafikte sakin olmaya
demirhindi şerbeti,demirhindi şerbeti nedir,demithindi şerbetinin faydaları,demirhindi şerbetinin yararları neler,demirhindi şerbetini nerden alabilirim,demirhindi şerbeti nasıl içilir,başbakanın içtiği  şerbetin adı,başbakan hangi şebeti içti,başbakan içtiği şerbet,recep tayyip erdoğanın içtiği şerbet, 


Geçtiğimiz gün Emniyet Genel Müdürlüğünün iftar yemeğine katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan iftar yemeği sırasında kendisin ikram edilen Demirhindi şerbetini içti.
Demirhindi şerbetini beğenen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şerbetin faydalarını öğrenince bir tane daha içti. Başbakan'ın Demirhindi şerbetini içmesinden sonra Demirhindi şerbetine talebin artması üretici firmalarının yüzünü güldürdü.
Başbakanın içtiği Demirhindi şerbetinin yararları saymakla bitmez, 40 çeşit baharattan oluşan Demirhindi şerbeti tamamen doğaldır.

Peki Başbakan'ın içtiği Demirhindi şerbeti nedir, nelere iyi gelir, nasıl yapılır, nerelerden alınır. Başbakan'ın Demirhindi şerbetini içmesinin ardından akıllara bu sorular geldi, ve herkes Demirhindi şerbetine yöneldi.

Sizlere bu yazımızda Demirhindi şerbeti hakkında bilgiler vermeye çalışacağız.

Demirhindi Şerbeti..

Baklagiller (Fabaceae) familyasından Afrika kökenli olmakla birlikte öteden beri bütün tropikal ülkelerde, özellikle de Hindistan ve Mısır'da yetiştirilen ağaç türü.
Demirhindi, 20-25 m boyunda büyük bir ağaçtır. Çiçekleri, dalların ucunda sarı ya da kırmızımsı salkımlar halinde bulunur.
Yaprakları yem olarak kullanıldığı gibi kaynatılarak içilen suyu solucan düşürücü olarak da kullanılır. Meyveleri yenebilir ve iç yumuşatıcıdır; ayrıca reçel ve içit yapımında da yararlanabilir.

Demirhindi ağacının olgunlaşmış meyveleri baharat olarak kullanılır. Tadı ekşi olan bu baharat çok besleyicidir. Birçok yemeğe, salatalara, çorbalara, turşulara katılır. Üzerine toz şeker serpiştirilerek çiğ olarak da tüketilebilir.
Ayrıca içki üretiminde, reçel ve şerbet yapımında da kullanılır. Demirhindi meyvesinin müshil ve iç yumuşatıcı bir etkisi vardır. Tahriş edici olmadığından tehlikesizce ve kolaylıkla kullanılabilir. 20 - 60 gramı müshil etkisi gösterir.
Çoğu zaman macun halinde alınır ve demirhindi macunu yapmak için 3 gr papatya tozu, 30 g sinameki, 50 g demirhindi yeterince şeker şurubuyla karıştırılır. Afrika mutfağında yaygın olarak kullanılmakla birlikte bugün Hint Asya ve Latin Amerika mutfağında da yemeklere verdiği ekşi tadı ve koyu rengi ile yer almaktadır.



Konu Hakkında YORUM Yapabilirsiniz.
Demirhindi Şerbetinden İçen Var mı?



başbakan hangi şerbeti begendi,başbakan demirhindi şerbeti içti,başbakan demirhindi şerbetini sevdi mi,başbakandan demirhindi şerbeti,demirhindi şerbeti nasıl nerde yapılır,demirhindi şerbeti kaç para, demirhindi şerbeti, 
sağlık,mers virüsü nedir,mers virüsü nasıl bulaşır,mers vürüsü nedir,mers virisü nedir,mers virüsü öldürürmü, mers virüsü belirtileri neler,mers vürüsü nasıl bulaşır,mers virüsü hakkında,mers virisü kabede varmı,mers vürüsü nasıl bulaşır,mers virüsü kimlere bulaşır,mers virüsü tedavisi nedir,mers virüsü nasıl tedavi edilir,mers virisü bulaşma şekli,mers virüsü kimlerde görülür,mers virüsü belirtisi


2013 yılının hacı adayları hacca gitmek için hazırlandıkları şu dönemlerde iki kötü haber ile hayal kırıklığına uğradılar.
Öncelikle Kabe genişletme çalışması nedeni ile Suudi Arabistan'dan gelen kontenjan eksiltme yönündeki haberler ve ülkemizde kura çekimi ile gideceklerin karar verileceği haberinin ardından, şimdi ise MERS virüsü haberi ile hayalleri yıkılan hacı adayları, MERS virüsü hakkında bilgi edinmeye ve korunma yollarını aramaya başladılar. 

Ölüme bile neden olan Mers virüsü nedeni ile gitmekten vazgeçenlerin yanı sıra, seneye kalma korkusu olanlar da var. Çıkan haberlerin ardından gitme konusunu bir kez daha düşünüp ne olursa olsun gitmek isteyenlerde var.

Peki bu MERS virüsü nedir, Mers virüsü nasıl bulaşır, Mers virüsü belirtileri nelerdir, Mers virüsü hangi yollarla bulaşır gibi merak edilenleri sizler için derledik.


Mers Virüsü Nedir...

Bilim adamları 38 kişinin ölümüne neden olan ve SARS virüsünden daha tehlikeli olduğuna inanılan yeni bir virüs keşfetti. Virüs daha çok Ortadoğu ülkelerinde görülürken Suudi Arabistan’da 30’un üzerinde vaka ile karşılaşıldı.
Yeni virüsün 2003 yılında patlak veren ve 800 kişinin ölümüyle sonuçlanan SARS virüsüyle benzer olduğu belirtiliyor. Ortadoğu Solunum Sendromu MERS ismi verilen virüsün daha önce görülen benzer virüslere göre çok daha hızlı yayıldığı ortaya çıktı.
Hastanelere hasta ziyaretine giden vatandaşlar, enfeksiyona karşı uyarılıyor.


MERS Virüsü Belirtileri Nelerdir...

Virüsün bulaştığı hastalarda öncelikle ateş ve öksürük belirtileri görülüyor. Virüsün çıkış nedeni bilinmiyor ancak yarasa, deve ya da keçilerden bulaşmış olabileceği üzerinde duruluyor. Söz konusu virüse karşı henüz etkili bir tedavi yöntemi geliştirilemedi.
zeynep kamil hastanesi,zeynep kamilde olan bölümler neler,zeynep kamilde hangi bölümler var, zeynep kamil randevu alma,zeynep kamile nasıl randevu alınır,zeynep kamil hastanesine nasıl numara alınır,zeynep kamil hastanesinde doğum yapmak iyi mi,zeynep kamil hastanesinde doğum, zeynep kamilde doğanlar,zeynep kamilde sünnet yapılıyor mu,zeynep kamil hastanesinde sünnet yapılıyor mu,zeynep kamilde sünnet varmı,

Hamilelik denilince veya doğum denilince akla gelen ilk hastane ismi şüphesiz Zeynep Kamil Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesidir. İstanbul'un en eski ve en büyük hastanesi olan Zeynep Kamil Hastanesi Çocuk üzerine bütün bölümlerin olduğu ve bütün çocuk hastalıklarının teşhisinin konulup tedavisin yapıldığı bir hastanedir.
Her gün 100'e yakın doğumun gerçekleştiği hastanede çok sayıda uzman doktor ve asistan doktor bulunmaktadır.

Kadın doğum ve çocuk hastalıkları dalında her hastalık için müracaat edilen hastaneye, anne adayları da doğum yapmak için Zeynep Kamil Hastanesini seçmektedirler. Neden Zeynep Kamil de doğum yapılması gerekir sorusuna ise, doğumdan önce ve sonrada uzman doktor tarafından takip edilmesi ve ters giden bir bulgu yada hastalık olduğunda hemen yerinde müdahale edildiği için Zeynep Kamil Hastanesi tercih edilir ve önerilir.

Ayrıca tüp bebek yönteminde de oldukça gelişmiş olan Zeynep Kamil Hastanesi yıllardır tüp bebek yöntemi ile de tercih edilen bir hastanedir. Tüp bebek yönteminin tutma oranının en yüksek olduğu hastane olan Zeynep Kamil Hastanesi Tüp Bebek Yöntemi ile Türkiye de adını duyurmuş ve çeşitli illerden tüp bebek yöntemi için gelen hastalar vardır.

Çocuk Hastalıkları üzerine tüm bölümlerin olduğu hastanede Sünnette yapılıyor. Çocuğunuzu Zeyne Kamil Hastanesinde Sünnet Ettirebilirsiniz.

Peki Zeynep Kamil Hastanesinde hangi bölümler vardır. 

Zeynep Kamil Hastanesindeki bölümler...

AİLE HEKİMLİĞİ
ANESTEZİYOLOJİ ve REANİMASYON
CİLDİYE
ÇOCUK CERRAHİSİ
ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI
DAHİLİYE (İç Hastalıkları)
DİŞ POLİKLİNİĞİ
EMBRİYOLOJİ ve HİSTOLOJİ
ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİLİYOLOJİ
GÖZ HASTALIKLARI
KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM
KADIN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI
KULAK-BURUN-BOĞAZ
NEANATOLOJİ
PRATİSYEN HEKİMLER
PERİNATOLOJİ
RADYOLOJİ
TIBBİ BİYOKİMYA
TIBBİ GENETİK
TIBBİ PATOLOJİ
ÜROLOJİ
TÜP BEBEK

Zeynep Kamil Hastanesine randevu almak için sağlık bakanlığının 182 nolu ücretsiz telefonu aranarak sesli olarak bizzat numara alınabilir.

Zeynep Kamil Hastanesine İnternetten Randevıu Almak İçin TIKLAYINIZ>>>


Zeynep Kamil Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin adres bilgileri;

Opr. Dr. Burhanettin Üstünel Caddesi no:10 Üsküdar / İstanbul
Tel:  0216 391 06 80
Fax: 0216 391 06 90






















zeynep kamilde doğum yapanlar,zeynep kamilde doğum yapanların yorumları,zeynep kamil doğum için nasıl bir hastane,zeynep kamil çocuk gelişimi bölümü varmı,zeynep kamilde sezeryan oluyormu,zeynep kamilde jinekoloji ameliyatı oluyormu,zeynep kamilde tüp bebek yapılıyormu,zeynep kamil tüp bebek bölümü iyi mi,zeynep kamilde tüp bebek tutma olasılığı nasıl,zeynep kamilde tüp bebek yaptıranlar,zeynep kamil doğumlu olanlar,zeynep kamil hastanesinde doğum yapacak olanlar

e-reçetede sms uygulaması,e-reçete sms yöntemi ile yenileniyor,e-reçetede son değişiklik sms yöntemi,sms yolu ile e-reçete kodu almak nasıl,nasıl mesaj ile reçete kodu alacağız,reçete kodunu telefona gelecek, telefona nasıl reçete kodu gelecek,yazılan reçete kodunu nasıl alabilirim,reçete kodunu kaybettim ne olacak

Kısa bir süre önce Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) başlattığı bir uygulama olan e-reçete yöntemi ile doktor haricinde reçete yazılmalarını önlemek için geliştirdiği bu yenilik sayesinde başkaları tarafından yazılan reçetelerin önüne geçmişti.

E-reçete yöntemi ile doktor sistemden hastanın ilaçlarını girerek kaydettikten sonra sistem tarafından bir kod veriliyordu, doktor bu kodu bir kağıda yazarak hastaya veriyordu.
Hasta ise bu kodu ya kaybediyor yada yırtılıyordu eczaneye gittiğinde kod olmadan ilaç alamıyor ve sıkıntıya giriyordu.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bununda çaresini bularak e-reçete yönteminde SMS uygulaması başlatacak.
Doktorlar ilaçları sistemden girdikten sonra verilecek kodu artık kağıda yazıp vermeyecek, sistem kayıt işleminden sora otomatik olarak SMS yolu ile kodu cep telefonlarına gönderecek.

Türkiye'de şimdilik 42 ilde başlatılan E-reçete için SMS yöntemi kısa sürede tüm Türkiye'de kullanılmaya başlayacak.

Konu Hakkında Yorum Yapabilirsiniz...
Sizce bu yöntem Sağlıklı mı?
E-reçetede SMS yöntemi için ne düşünüyorsunuz?
sağlık,oruç tutarak zayıflanır mı,oruç tutsam zayıflarmıyım,zayıflamak için oruç tutmak,sahura bile kalkmadan oruç tutmak zayıflatırmı,sahura kalkmadan oruç tutmak,oruç tutmak,yaz ayında oruç tutmak için neler yapılmalıdır,yaz ayında oruç tutulurmu,oruç tutmak sevabı,oruç tautarak zayıflamak isteyenler,oruç tutarak zayıflamaya çalışanlar dikkat,yazın oruç tutmak tehlikeli mi,oruç tutmak için altın kurallar,zayıflamak için 

Ramazan ayının gelmesi ile birlikte oruç tutma sevabını layıki ile yapmak isteyenlerin yanı sıra özellikle kadınlar kilo vermek için oruç tutma kararı verirler bir yandan oruç tutarak sevaba girmek bir yandan da yemeyerek kilo verme düşüncesi içinde olur, ve böylece hatta sahura bile kalkmadan oruç tutmaya çalışırlar. İki işi bir arada yapmak isteyenler bilmezlerki bu durum tam tersine kilo aldırıyor ve kaslara zarar veriyormuş

Yapılan araştırmalar sonucu beslenme ve diyet uzamanı Elif Karacanoğlu'nun bir yazısını sizinle paylaşacağız.

İşte Yanlış Bilinen Oruç Tutarak Zayıflamaya Çalışma Hatası...

Sahursuz tutulan orucun yarar yerine aslında zarar verdiğini belirten Hisar Intercontinental Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Karacanoğlu; 'Ramazan'ın yaza denk gelmesiyle, oruçlu kalınan süre fazlalaşıyor. Dolayısı ile sahurun önemi gittikçe artıyor.
Hep söylediğimiz az ve sık beslenme için sahura kalkarak oruç tutmak ve uzun açlığı bir nebze olsun azaltmak, sağlığımız için çok önemli. Çünkü uzun süreli açlık kan şekerini düşürerek karaciğere ve sindirim organlarına yükü artırır. Tansiyonu ve şekeri olumsuz yönde etkiler.
Gün içinde tek öğünle beslenildiği için tek öğün olan iftarda yenen yemeğin hacmi gittikçe artar ve kişi kilo vereceği yerde Ramazan ayının sonunda ortalama 2-5 kg alır. Sahurda ölçülü yendiği takdirde kilo alınmaz. Bu nedenle kesinlikle sahur yapılmalıdır.' açıklamasında bulundu.

Oruç Tutarken Zayıflamaya Çalışmayın...Kastan Kaybedebilirsiniz! 

Orucu zayıflamak için fırsat görmeyin. Ramazan döneminde de sağlıklı beslenmeden uzaklaşmayın. Yemeğinizi yavaş yiyin. İftarda orucunuzu açıp çorbanızı içtikten sonra bir süre yemeğinize ara verin. 10- 15 dakika sonra ana öğüne geçin; ancak mutlaka yavaş yiyin.
Tatlıya geçmeden önce yavaş tempoda bir yürüyüş yapın. Öğün düzeniniz değiştiği için aynı kiloyu korumanız ya da en fazla 1-2 kilo alıp vermeniz mümkün.
Ancak kilo verebilmek adına, düşük kalorili beslenmek, Ramazan sonunda kas kaybetmenize yol açabilir.

Kaynak -www.kadinvekadin.net
sezaryen nedir,sezaryen nasıl yapılır,normal doğummu sezaryen mi iyi,en çok hangisi tercih ediliyor normal mi sezaryen mi,hamilelikte sezayen doğum,sezaryen doğum sağlıklı mı,doktorlar normal doğumu mu sezaryen doğumu mu öneriyor,herkes sezaryen olabilirmi,sezaryen ne zaman yapılır,sezaryen hangi durumlarda yapılır ,sezaryen da tamamen uyutuluyor mu,sezayen sonrası ağrılar çok oluyor mu,sezaryen yaptırmak,sezeryan


Her kadın bir çocuğu olsun mutlaka ister anne adayları hamilelik dönemlerinde ilk anne olacağının heyecanı içinde günleri geçirmeye başlar. Belirli zaman sonrasında devamlı yaptırdığı kontroller ve testler vardır, bunları ilk başlarda hevesle yapmak yaptırmak ister, ama testler arttıkça sıkılmaya başlar biran önce doğum yapmak ister.
Doğum zamanı yaklaştıkça bu sefer aklına doğumu nasıl yapacağı takılır. Normal doğum mu, Sezaryen mi olmak ister. sezaryen doğumu normal doğumun gerçekleşmesi sıkıntılı olan kişilere yapılmaktadır.
Sezaryen doğum anestezi verilerek ve uyutularak yapıldığı için genelde anne adayları ağrı çekmeyeceğini düşünerek sezaryen istemektedirler.
sağlık,hamilelikte renkli ultrason nedir,hamilelikte doppler nedir,doppler ne zaman yapılır,gebelikte dopler nedir,renkli ultrason ne zaman yapılır,renkli ultrason doppler nedir,doppler,doppler kaçö haftalıkta yapılır ,sdoppler yaptırmak nedir,doppler ultrasonu nedir,doppler ultrasonu kaçıncı g-haftada yapılır,doppler renkli ultrasonmudur,renkli ultrason ne demektir,renkli ultrason ne için yapılır,doppler yaptırmak kaç para 


Sağlık köşemizde yeni bir konu ile beraberiz. Hamilelik ile ilgili daha önceleri paylaşımlarım olmuştu, sizlere daha önce
sağlık,mezoterapi nedir,mezoterapi kimlere yapılır,saç mezoterapisi nedir,saç mezoterapisi nasıl yapılır,saç mezoterapisi kaç para,mezoterapi sağlıklımı,saçın köküne vitamin yapılması nasıl,saçın dibine iğneyşle vitamin enjekte etmek,saçın köküne iğne ile vitamin yapmak,saçın köküne öezoterapi yaptırmak,mezoterapi nasıl yapılıyor,mezoterapi  yaptırmak kaç para,saç mezoterapisi yaptırmak kaç para mezoterapi ne kadar sürüyor ,saç mezoterapisi yaptırmak saç çıkartıyormu,mezoterapi saç çıkartır mı,mezoterapi yaprılmalımıdır

Saç dökülmeleri kadın erkek genç yaşlı hepimizin sorunu. Saç dökülmelerinin önüne geçmek mümkün
hamileler denize girmeli mi,hamilelerde deniz uyarısı,hamile kadınlar denize gidebilir mi,hamile kadınlar güneş çarpması uyarısı,hamilelikte güneş çarpması,hamilelere deniz uyarısı,yüzmek hamileler için sağlıklı mı,yüzmek hamilelikte ağrıları alıyor mu,hamileler denize girmeli mi,hamilelerin denize girmesi sağlıklı mı,hamileler güneş

Hamileler Dikkat...

Yaz ayıyla beraber deniz sezonu açıldı ve sıcaktanbunalan herkes hemen il fırsatta kendini denize
sağlık,tüp bebek yöntemi,tüp bebek nasıl yapılır,tüp bebek tedavisi,tüp bebek aşamaları,tüp bebek yaptırmak kaç para,en iyi tüp bebek merkezi hangisi,zeynep kamil tüp bebek merkezi,tüp bebek yaptırmak,tüp bebek yaptırmak isteyen çiftler için tüp bebek aşamaları,tüp bebek yaptırmak için izlenecek yollar nelerdir,tüp bebek tedavisi ne kadar sürüyor,tüp bebek yaptırmak günah mı


Sağlık köşemizde önceki yazılarımda hamilelik adına bir kaç yazı paylaşmıştık bunlar hamilelik dönemleri haftaları ve hangi haftada hangi test, ikili test, üçlü test gibi bilgileri paylaşmıştık.
Şimdi bunlardan farklı bir konu olan Tüp Bebek konusunu ele almaya çalışacağız.

ikili test nedir,ikili test ne zaman yapılır,ikili test nasıl yapılır,ikili testi yaptırmak için kaç haftalık olmak gerekiyor,hamilelikte ikili test nedir,neden ikili test yapılır,ikili test neden yapılmalıdır ,hamilelikte ikili testin önemi,ikili test nasıl yapılıyor,ikili test demek ameliyet mı demek,ikili test yaptırmak nedir,her hamile ikili testi yaptırırmı,ikili testin hamilelik için önemi nedir,ikili test yapılmazsa ne olur,ikili testin sonucu kötü olursa ne olur,2 li test nerelerde hangi hastanede yapılır
Hamilelik ile ilgili diğer yazılarımda paylaşımlarım olmuştu, sizlere daha önce hamilelikte ilaç kullanımı ve hamilelikte dikkat edilmesi gerekenler konulu bir yazı paylaşmıştım,
Şimdi hamilelik döneminde belirli haftalarda yapılması gereken belirli testler vardır.
Bunlar İkili test, Üçlü test, Ultrason Doppler gibi bir çok test vardır, ve bunları yaptırmak öle kolay gibi de değil tam haftasında olması gereken testler.
Yazmızın devamında hangi testin  hangi hafta da yapılacağını paylaşacağim ama öncelikle sizlere bu yazıda İkili test ile ilgili bilgiler vermeye çalışacağım çalıştığım hastaneden tecrübe edinerek yararlı olur inşallah...

İKİLİ TEST NEDİR, NE ZAMAN YAPILIR, İKİLİ TEST NASIL ve NEDEN YAPILIR

İkili test ne zaman yapılır? 

Gebelikte ikili tarama testi gebeliğin 11 - 14 haftaları arasında yapılır. (11 hafta 0 gün - 13 hafta 6 gün) Bu haftalardan önce veya sonra yapılamaz.

Nasıl yapılır? 

Hamilelikte ikili kombine test yapılırken önce ultrason muayenesi yapılır. Ultrasonda bebeğin ense kalınlığı (NT, ense saydamlığı) ve boyu (CRL) ölçülür.
Bu ölçüm sonuçları tetkik kağıdına not edilir. Aynı gün anne bu kağıt ile tahlil için kan vermeye gider. Kanın aç karnına, tok karnına veya günün hangi saatinde verildiği farketmez yalnız ultrasonun yapıldığı gün verilmesi gerekir.
Anneden normal kan tahlillerinde olduğu gibi az miktarda kan tüp içerisine alınır ve bu kanda B-HCG ve PAPP-A tahlilleri yapılır. Bu kan tahlili sonucu çıkan değerler, ultrasonda ölçülen değerler ile birlikte bilgisayar programına girilir.
Ayrıca bilgisayara annenin doğum tarihi, son adet tarihi, kilosu gibi bilgiler de girilir. Bilgisayar programı bu girilen verilen ile risk hesaplaması yapar ve sonuçta trizomi 21 (down sendromu) için risk oranı ve trizomi 18 (Edwards sendromu) için risk oranı diye iki ayrı sonuç verir. Bu oranlar 1/200 , 1/700, 1/2000 gibi yazılıdır sonuç kağıdında...
Bu verilen oranlara göre sonuç düşük riskli veya yüksek riskli şeklinde ikiye ayrılır. Düşük riskli sonuçlarda bir müdahale yapılmazken yüksek riskli sonuçlarda CVS veya amniyosentez yapılabilir, buna doktorun aydınlatması ile aile karar vermelidir.

Sonuç kan günde çıkar? 

Hastaneye ve labaratuara göre değişmekle birlikte ikili test sonucu genellikle en geç bir kaç gün içerisinde çıkar. Sonuç çıktığında mutlaka doktorunuza göstermelisiniz.
Sonuç normal yani düşük riskli ise ne anlama gelir? Sonuç yüksek riskli ise ne anlama gelir ve bundan sonra hangi yolları izlemelisiniz doktorunuz size anlatacaktır.

İkili test fiyatı kaç liradır? 

Testin yapıldığı hastaneye veya labaratuara göre değişebilir ancak ortalama 100 - 200 TL civarında değişmektedir.
SGK ve özel sigortalar anlaşmalı hastanelerde ikili test ücretini karşılamaktadır.

hamilelik nasıl bir dönemdir,hamilelikte uyulması gerekenler,hamilelikte yapılması gerekenler neler,hamilelikte neler yenilmeli,hamilelikte sigara içilir mi,hamilelikte ilaç kullanımı,hamilelikte neler yapılmalıdır öğren,hamile hamilelerin yapması gerekenler,gebelikte hangi hafta ne için önemlidir,gebelik haftaları açıklamaları,gebelikte hafta hafta neler yapılmalıdır,gebelikte nelere dikkat edilmelidir,gebelik normalde kaç hafta sürüyor,ikili test nedir,üçlü test nedir,gebelikte annenin uyması gerekenler,gebe olanlar nasıl bir yol izlemelidir. 2li test nedir

Her kadın anne olmayı iste fakat hamilelik döneminden korkanlar da yani çekinenler de vardır, doğal olarak anne adayları hamilelik döneminden korkmakta haklılar da çünkü bambaşka bir dönem olan hamilelik dönemi öle hafife alınacak bir dönem değildir,
Anne adayları hamilelik döneminde oturup kalmaktan tutun, yiyip içmekten, ilaç kullanımına kadar her hareketine dikkat etmelidirler.
yeni doğan çocuğa sünnet yapılması,yeni doğan çocuk sünnet olunur mu,yeni doğan bebeğe sünnet yapılması sağlıklı mı,yeni doğan bebek sünnet olur mu,yeni doğan bebeğe sünnet tavsiye edilir mi,sünnet kaç yaşında yapılmalı,sünnetin ideal yaşı kaçtır,sünnet küçük yaşta mı yoksa doğunca mı yapılmalı,sünnet yeni doğan bebeğe yapılır mı,yeni doğan bebeğe hemen sünnet yapılır mı,yeni doğan sünneti,sünnet yaptırmak için en sağlıklısı hangisi,hastanede mi yaptırmak iyi özelde mi,

Yaz ayının gelmesi ile birlikte düğün ve sünnet sezonu hızla ilerlemeye devam ediyor. Belediyelerin düzenlediği toplu sünnet şölenleri ve Hastanelerin başlattığı toplu sünnet operasyonları en çok tercih edilenler arasında. Peki hastanede mi sünnet ettirilmeli sizce yoksa belediyenin toplu şöleninde mi ettirilmeli tabiki hastane diyenleriniz çok.

Peki bir çocuk en fazla kaç yaşına kadar sünnet ettirilmelidir,
Doğumdan  hemen sonra sünnet ettirmek sağlıklı mı?
Doğumdan hemen sonra sünnet olması iyi mi ?

İşte bununla ilgili soruları sizler için yazımızda paylaştık

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olan Dr. Filiz AK sorularınıza cevaplar veriyor;

 “Bugün tüm dünyada erkeklerin dörtte biri, kültür, din veya tıbbi nedenlerle sünnet edilmektedir. ABD’de yeni doğan bebeklerin %60’ı, ülkemizde ise % 100’e yakını sünnet edilmekte. Yenidoğan sünneti basit bir cerrahi işlem gibi görülmekle birlikte, uzman kişilerce, steril bir ortamda yapılmalıdır. Genel anestezi, lokal anestezi veya çan yöntemi ile hiç anestezisiz de yapılabilir. Bebeğin prematüre olmaması, hemofili veya benzeri bir kan hastalığının bulunmaması gerekir. Doğumu takiben 24 saat içinde, yenidoğan hekiminin muayenesinden sonra sünnete engel bir durum yoksa yapılabilir. Uzman ellerde yapılmayan sünnetlerde erken dönemde kanama, enfeksiyon, uzun vadede ise kalıcı hasarlar görülebilmektedir. Şimdilerde doğumu takiben yapılması, hem hastane hem de uzman ellerde yapılmasına imkan vermekte hem de maliyetler daha düşük olmaktadır.”

Yenidoğan sünneti tavsiye ediliyor mu? 

“Sünnetin yararları ve zararları konusu son yıllarda daha çok tartışılmıştır. Sünnet işleminin, çocuklarda bazen psikolojik travma yarattığı, erken boşalma ve bazı cinsel fonksiyon bozukluklarına yol açtığını söyleyen araştırmalar olmakla birlikte, sünnetli erkeklerin ve eşlerinin cinsel yolla bulaşan hastalıklara, rahim ağzı kanserine, penis kanserine ve üriner sistem infeksiyonlarına daha az yakalandıkları kanıtlanmıştır. Sonuçta ister sosyokültürel ister tıbbi nedenlerle olsun, doğumu takiben 1 ay içinde yapılan yenidoğan sünneti tavsiye edilebilir bir işlemdir.”


kaynak : http://www.hurriyetaile.com/bebekle-yasam/yeni-dogan-0-1-ay/yenidogan-sunneti-ilk-24-saatte-yapilabiliyor_25274.html
sağlık,miyom nedir,miyom hastalığı nedir,miyom hastalığı nasıl tedavi edilir,miyom hastalığı tedavi yöntemleri,miyom hastalığı hakkında bilgi,miyom hastalığı kimlerde görülür,miyom hastalığı yaş ortalaması lkaçtır,miyom hastalığı hangi yaş gruplarında görünür,miyom hakkında merak edilenler nelerdir,miyom hastalığı hakkında bilgi edinin,miyom hastalığının tedavisi mümkün mü,miyom nedir


Günümüzde her 4 kadından birinde görülen miyom hastalığı nedir, Bayanlar Miyom hastalıgı hakkında bilginiz var mı miyom hastalığı nedir, neden olur, miyom hastalığı tedavisi var mıdır bunları biliyor muydunuz size bu yazımızda miyom hastalığı nedir ondan bahsedeceğiz.

Her 4 kadından birinde görünen miyom karın içinde en çok rastlanan hastalıktır. Rahim kasından kaynaklanan ve rahim şekillerinden dışarı taşan kistlere miyom denir.

Miyom nasıl oluşur? 

Miyoma eğilim kromozomal olarak taşınıp, ailevi olarak sık görülebilir. Siyahi ırkta beyaz ırka göre 2 ile 9 kat daha sık görüldüğü rapor edilmiştir. Rahim içi astar dokuya veya rahim dışına doğru büyüyen, rahim içi kas dokusunda bulunan saplı miyomlar vardır. Ayrıca rahim dışında örneğin yumurtalık bölgesinde gelişen miyomlar da olabilir. Araştırmalar aslında miyom sıklığının % 80'e kadar çıktığını göstermiştir. Miyomlar östrojene hassastır, seksüel olgunluğun oluştuğu yaşlarda östrojen sevilerinin yükselmesi ile büyüme eğilimi gösterip, menopozda kanda östrojen seviyelerinin düşmesi ile küçülür. Miyomların çoğu büyümez ve şikayet yapmaz.

Miyom hangi şikayetlerle kendini hissettirir? 

Miyom rahmin dışına doğru büyüyebilir, rahim duvarının içinde kalabilir veya rahmin içine yani adet kanamasının oluştuğu rahim iç boşluğuna doğru büyüyebilir. Büyüklüğe ve bulunduğu tabakaya bağlı olarak şikayet ve hastalıklara sebep olabilir:
* Şiddetli ve/veya düzensiz kanamalar
* Kansızlık
* Ağrı; karında yabancı cisim hissi, basınç hissi
* Cinsel ilişkide ağrı
* Bel ağrıları, bacaklara yansıyan ağrı (sinirlere bası yolu ile)
* Kabızlık (bağırsağa bası yolu ile)
* Sık idrara çıkma ve yanma, idrar kaçırma
* Kısırlık
* Düşük, erken doğum
* Hamilelikte ve lohusalıkta aşırı kanama
* Lohusa enfeksiyonu (Endometritis)

Her miyom tedavi edilmek zorunda mıdır? 

Genellikle büyüme eğilimi gösteren, kanama, ağrı, bası semptomlarına neden olan veya gebeliğe engel ya da düşüklere sebep olabilecek durumdaki miyomların tedavisi gereklidir. Rahim iç zarına yerleşmiş ve aşırı kanamaya yol açan miyom histeroskopi (rahim içine kameralı bir sistemle girilmesi), diğer tabakalardaki miyomlar ise laparoskopi ile alınır. Menopozda veya menopoza yakın bir hastada rahmin tümünün alınması, henüz doğurganlığını tamamlamamış veya rahmini kaybetmek istemeyen hastada ise sadece miyom veya miyomların alınması mümkündür. İlaçla tedavi edilir mi? Menopoz öncesi hastalarda geçici menopoz yapan ilaçların uygulanması miyomların kanlanmasının azalması ve kısmen küçülmelerine yol açsa bile bu etki geçicidir. Bu etki sadece bazı durumlarda cerrahi tedavide kanama riskini azaltmak üzere kullanılır.

Miyom ameliyatları nasıl yapılır? 

Miyom büyükse, ciddi baskı ve şiddetli kanama varsa, büyüme gösteriyorsa alınmalıdır. Miyomlar açık (karın kesisi) ve kapalı cerrahi (laparoskopi veya histeroskopi) yolu ile ameliyat edilebilir. Rahim içi astar dokuya doğru büyüyen miyomlar histeroskopi tekniği ile vajinadan girerek alınır.

Konforlu Tedavi: Laparoskopi 

Günümüzde miyomun cerrahi tedavisinde öncelikle kapalı cerrahi seçeneği sunulmaktadır. Bu yöntem karın hiç açılmadan göbek çukurundan girilerek (laparoskopi) ameliyat edilir. Tecrübe ve teknik olanaklar ile doğru orantılı olarak büyük veya çok sayıda miyomlar kapalı yöntemle ameliyat edilebilir. Hastalar karın kesisi olmaksızın, estetik sorun yaşamadan, minimal ağrı ve düşük komplikasyon riski ile açık ameliyata oranla çok daha ideal bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Kapalı cerrahi hızla iyileşmeyi ve sosyal hayata hızla geri dönüşü sağladığı için artık ‘olmazsa olmaz’ niteliği taşımaktadır.

Miyom ameliyatsız tedavi edilir mi? 

Miyomun tek tedavisi cerrahi değildir. Yurtdışındaki kooperasyon ile ameliyatsız miyom tedavisi (akustik tedavi) olanağı sunulmaktadır. Akustik tedavide bir magnet rezonans cihazı içinden ses dalgalarının miyoma yöneltilerek, miyom dokusunu 70 ila 80 dereceye ısıtılması yolu ile küçülmesi sağlanır. Vakaların yaklaşık %30'u bu yöntemle tedaviye uygundur.

Miyom kansere döner mi? 

Önce miyom sanılan aslında kanser (sarkom) olan olgular çok az da olsa mevcuttur. Miyomlarda kanser odakları ihtiva etme / veya kansere dönme riski çok düşüktür. Opere edilen miyomların 1000' de 2 ile 3' ünde kanser bulunmaktadır. Rahim kas tabakasının kötü huylu tümörü (sarkom) da başlangıçta myoma benzer manzara verebilir. Muayene ile bu iki durum birbirinden ayrılmalıdır.

Laparoskopi (kapalı ameliyat) açık ameliyata göre daha üstündür 

Günümüzde açık ameliyat hemen hiçbir durumda en iyi tedavi biçimi değildir. Ameliyatla tedavi gerekli ise hemen her türlü miyom vakası tecrübeli merkezlerde kapalı (laparoskopik veya histeroskopik) yöntemle tedavi edilebilir.
*Büyük yara izi kalmaması
*Yara iyileşmesinde sorun yaşanmaması
*Hemen ayağa kalkabilme
*Hızla sosyal hayata dönebilme
*Karın içi organlarda yapışıklık ve buna bağlı kısırlık riskinden kaçınma



Kaynak - http://www.hurriyetaile.com/saglikli-yasam/kadin-sagligi/miyomda-konforlu-tedavi_33633.html
sağlık,sağlık haberleri,türk doktorlarından bir ilk,türk doktorlarının buluşları,türk hekimlerinin ilk kalp pili operasyonu gerçekleşti,türk hekimleri,hekimlerimizin buluşları neler.türk doktorları bu güne kadar hangi buluşlara imza atmışlardır,dünyada türk hekimlerimizin yeri ne,türk hekimleri neler buldu öğrenin




Türkiye'de gün geçtikçe her gün yeni bir teknik, çözüm ve sağlıkla ilgili önemli gelişmeler ve yenilikler bulan Türk doktorlarımız yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da adlarından oldukça fazla söz ettiriyorlar tıpta her gün bir yenilik ekleyen hekimlerimizden bir ilk de Hacettepe Üniversitesi Tıp fakültesinden geldi.

İşte Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinin ilk kalp pili operasyonu...

Türkiye'de ilk defa yapılan operasyonla bir hastaya kalp pili takıldı, kalp pili operasyonunda radyasyon yayan cihaz yerine 3 boyutlu görüntüleme sistemi kullanılarak kalp pili takıldı.

Yöntemin özellikle radyasyona maruziyetinde sakınca olan gebelerle çocuklar için güvenli olduğu bildirildi. Operasyonu gerçekleştiren ekibin başkanlığını üstlenen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Kudret Aytemir, ameliyatın ani ölüm riski bulunan bir hastaya Türkiye'de ilk kez X ışınları (radyasyon) kullanılmadan yapıldığını belirtti. Yaygın uygulamada, kalbindeki elektriksel aktivite bozulan hastalara kalp pili takılırken radyasyon yayan floroskopi cihazının görüntüleme amaçlı kullanıldığını anlatan Aytemir, işlemle ilgili şu bilgileri aktardı:

HABERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ>>>

Konu ile ilgili YORUM yapabilirsiniz...
loading...